Tarih: 11.09.2021 10:17
Satala Antik Kentindeki kazilarda 5 bin yillik bulgulara rastlandi
Roma Imparatorlugunun Dogu sinirinda günümüze kadar ulasabilmis dünyadaki tek lejyon kalesi olan Satala Antik Kentinde 2017 yilindan beri devam eden arkeolojik kazilarda önemli bulgular elde edilmeye devam ediyor.
Bartin Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Ögretim üyesi Doç. Dr. Sahin Yildirim baskanliginda gerçeklestirilen ve 1,5 ay önce baslayan kazi çalismalari bu yil 40 kisilik ekiple devam ederken topragin 50 santimetre altindan baslayan tarihi bulgular 5 metre derinlige kadar ulasti.
Roma Imparatorlugunun Apollinaris Lejyonu da denilen 15.Lejyonunun yaklasik 600 yil hüküm sürdügü alanda çok sayida açma gerçeklestiren ekip önemli bulgular ve eserler ortaya çikarirken 5 bin yillik mezarligin yanisira Ayasofya'yi yaptiran Imparator Justinyanus tarafindan tamir ettirildigi belirlenen surlar da gün yüzüne çikarildi.
Kültür ve Turizm Bakanligi'nin, Gümüshane Valiligi ve Il Özel Idaresi ile Kelkit Kaymakamligi ve Kelkit Belediyesi'nin katkilariyla gerçeklestirilen kazi çalismalari Bartin Üniversitesi Arkeoloji Uygulama ve Arastirma Merkezi Müdürlügü baskanliginda ayni üniversitenin akademisyenlerinden Doç. Dr. Sahin Yildirim ve ekibi tarafindan sürdürülüyor.
Kazi baskani Doç.Dr. Sahin Yildirim, bu yil 3 ayri açmada ayni anda çalistiklarini ve iklim sartlarinin uygun olmasi halinde bir ay daha çalismayi, bu süreçte çok daha önemli verilere ulasmayi düsündüklerini söyledi.
“Burada görmüs oldugunuz basliklar, sütun basliklari, sütunlar burada çok büyük ve kompleks bir yapinin oldugunu bize göstermekte”
Çalisan ekibin yaninda yurtdisindan bilimsel katki aldiklarini ifade eden Yildirim, “Kazi çalismalarimiz 15.Leyjon adiyla bildigimiz Apollinaris lejyonunun üssü durumdaki Satala'daki kastrum yani ordugahta gerçeklestirilmekte. Bu yilki çalismalarda yine geçen sene oldugu gibi özellikle de kastrum 3 açmasi olarak nitelendirdigimiz ana yapida sürdürüyoruz. Burada çok önemli verilere ulasmis durumdayiz. Birçok mimari yapi elemani ortaya çikarttik. Çok büyük ölçekli bir yapinin, büyük bir yapi kompleksinin kalintilarini açiyoruz. Burada görmüs oldugunuz basliklar, sütun basliklari, sütunlar burada çok büyük ve kompleks bir yapinin oldugunu bize göstermekte” dedi.
“Satala'nin günümüzden yaklasik 5 bin yil kadar önceye gittigini tespit etmis olduk”
Bu yil yapilan çalismalarda en ilgi çekici buluntulardan birisini açiklayan Yildirim, “Imparatorluk dönemi katlarina inmeye çalisirken burada çok büyük bir alüvyon tabakasi mevcut. Yaklasik 5 metre derinlikte bizi sasirtan bir sekilde Geç Tunç Çagi Dönemine tarihlendirilen bir mezarla karsilastik. Biz buradaki çalismalar sirasinda Erken Tunç Çagina hatta Geç Kalkolitik Döneme inen bulgular elde etmistik ama düzgün bir tabakalasma içerisinde degildi. Ama bu sene yapmis oldugumuz çalismalar sirasinda özellikle bu kontekste bulmus oldugumuz bulgularla haber Satala'nin günümüzden yaklasik 5 bin yil kadar önceye gittigini tespit etmis olduk. Daha önce yazili metinlerde çok fazla bir bilgi yoktu elimizde. Ancak bu arkeolojik veriler kentin çok eski dönemlerden beri Geç Kalkolitik dönemin sonlarindan itibaren dahi yer oldugunu ve burada bir höyük seklinde bir yerlesimin oldugunu ve asagi seklinde yine ona bagli bir diger ana yerlesim birimi oldugunu bize gösterdi. Bu da buranin tarihsel süreciyle ilgili çok önemli bir bulgu idi” diye konustu.
“Demir yataklarinin da burada oldugunu kesfetmis durumdayiz”
Yüzey arastirmalari sondajlarda Urartularla baglantili seramiklerle ve çesitli kültür kalintilariyla karsilastiklarini dile getiren Yildirim, “Demir yataklarinin da burada oldugunu kesfetmis durumdayiz. Çok büyük demir madenleri var. Roma Imparatorlugu döneminde lejyonun buraya getirilmesinde ana etkenlerden biri de bu madenler. Çünkü silahlarini onlar kendileri yapiyor. Urartularin burada yer alma nedenlerinden en önemlilerinden birisi de bu madenler. Urartular antik çagin en önemli maden uygarligi, demir çaginin en önemli uygarligi konumunda. Bin 700 metre kotlarda yer alan Roma Imparatorluk döneminin en yüksek kotta yer almis lejyonunun bulundugu alanin Urartular, Erken Tunç Çagina kadar inen bir yerlesme oldugunu tespit ettik. Bu bizim açimizdan çok önemliydi” seklinde konustu.
“Buradaki surlarda Ayasofya'yi yaptiran Imparator Justinyanus dönemi mimari teknigin uygulandigini görüyoruz”
Kazi çalismalarinda garnizon alanini çevreleyen surlari da açmaya çalistiklarini anlatan Yildirim, bölgede Ayasoyfa'yi yaptiran Imparator Justinyanus'un buradaki surlari tamir ettirdigini belirlediklerini dile getirerek, “Diger çalismalarimizin yaninda surlari açmaya çalisiyoruz. Roma imparatorlugu surlari iskambil kartina benzer bir sekle sahip. Surlarda Geç Antik Dönem yani Imparator Justinyanus dönemi mimari teknigin uygulandigini görüyoruz. Bunu tarihi kaynaklarla karsilastirdigimizda Prokopius'un yazitlarinda geçen metinlerde Justinyanus döneminde buradaki Roma Imparatorlugu dönemi lejyonunu ana kalesinin tahrip oldugunu, saglam bir malzeme ile yapilmadigini, savaslardan çok etkilendigini, bu yüzden Imparator Justinyanus'un buraya çok daha büyük, saglam bir sur yaptirdigini kayitlarinda görüyoruz. Bunu dogrulayan veriler elde ettik bu seneki çalismalarda. Ayasofya'yi da yaptiran Justinyanus dogu hattindaki en önemli yerlerden birisi olan buradaki kaleyi de yeniletiyor” ifadelerini kullandi.
“Elde ettigimiz veriler bölgenin tarihi sürecinin degismesine neden oldu”
Kazilarda tahmin etmedikleri, hiç ummadiklari sekilde kentin dip tarihine dair çok önemli verirler çikardiklarini ifade eden Yildirim, sunlari söyledi:
“Umarim bu bölgenin tarihine çok daha manali katkilar yapabilecegiz. Arkeolojik kazilar sonucu elde ettigimiz veriler bölgenin yazili tarihine çok önemli katkilar sagladi. Burada önceden beri yürütülen çok sayida yüzey arastirmasi var. Onlarin elde etmis oldugu verirler buralarda bir erken dönem yerlesimin oldugunu söylüyor idi. Ancak bunun bir arkeolojik tabakada ilk defa ortaya çikarilmasi bu sene oldu. Buradaki arkeolojik tabakalar konteks halinde Erken Tunç Çagina kadar inmekte. Bununla birlikte de arastirma sirasinda Geç Kalkolitik Döneme kadar inen küçük mikrolit seviyede obsidyenden yapilmis aletler de yine tespit ettik. Bunlar da bölge tarihinin bizim umdugumuzdan çok daha erkene indigini gösteriyor. Bu bölgede Neolitik Dönem henüz tespit edilmis durumda degil ama Geç Kalkolitik Dönemden itibaren Satala ve çevresinin bir önemli yerlesim merkezi olarak bölgede varligini gösterdigini tespit etmis olduk. Bu da su ana kadarki yazili kaynaklarda geçen seyleri hem destekledi hem de çok yeni verilerin elde edilmesini ve bu bölgenin tarihi sürecinin degismesine neden oldu.”
Orjinal Habere Git
— HABER SONU —