Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı Makina Mühendisleri Odası (MMO) İstanbul Şubesi'nin 37'ncisi düzenlenen Şube Yönetim Kurulu seçimlerini, Demokrat Makina Mühendisleri Ezgi Kılıç ile başlayan liste kazandı.
Bu sonuçla birlikte MMO'da 56 yıllık vesayet devam etti.
Resmi olmayan sonuçlara göre Demokrat Makina Mühendisleri 2 bin 26 oy, Emekçi Demokrat Mühendisler 453 oy, Vizyoner Mühendisler 365 oy aldı.
32 bin 595 üyesi bulunan Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi'nde yönetimin yalnızca 2 bin 26 oy alan bir grup tarafından devralınması, temsilde adalet tartışmalarını bir kez daha gündeme getirdi.
MMO'nun yüzde 6,2'sine karşılık gelen oy oranıyla seçilen Demokrat Makina Mühendisleri, makina mühendislerinin tamamı üzerinde tahakküm kurma hakkını elde etti.
Meslek örgütlerinin yapıları gereği geniş katılım ve çoğulcu temsili önceleyen kurumlar olarak görülmesi gerekirken, yüzde 6 civarında destekle oluşan yönetimin, şubenin tamamı adına karar alma gücüne sahip olması "temsiliyet açığı" olarak değerlendiriliyor.
Her 100 üyenin sadece 6'sının desteğini alan Demokrat Makina Mühendisleri grubunun, on binlerce üyeyi temsil eden şubeyi yönetecek olması eleştirilerin odağına yerleşti. Seçim sonuçları, düşük katılımın neden olduğu meşruiyet sorusu ile gündeme taşındı. Üyelerin çok büyük bölümünün sandığa gitmemesi ya da oy kullanmaması, yönetimin tabanı ne ölçüde temsil ettiği sorusunu bir kez daha doğurdu.
Küçük bir azınlığın oyuyla büyük bir üye kitlesinin yönetilecek olması eleştiri konusu oldu. 32 bin 595 üyeli yapıda, fiilen sadece birkaç bin kişinin tercihiyle oluşan yönetimin, şubenin politikalarını, mesleki duruşunu ve kurumsal yönelimini belirleyecek olması, "demokratik meşruiyet" tartışmasını alevlendirdi. Seçimlere katılımı artıracak mekanizmaların yetersizliği de bir kez daha tartışma konusu oldu.
Seçimi yüzde 6'lık temsil oranıyla kazanan "Demokrat Makina Mühendisleri" Başkanı olarak genel kurul öncesi konuşma yapan Ezgi Kılıç, siyasi bağnazlık eleştirileri alan içeren sözler sarf etti.
Makina gibi modern teknolojinin en temel bileşeni üzerine teknik kürsüde konuşma yapmasına rağmen Türkiye'nin atılım hamlelerinden, yerli üretim teknolojilerinden, devasa projelerden, sanayi 4.0'dan, enerji verimliliğinden veya deprem güvenliğinden hiçbir şekilde bahsetmeyen Kılıç, baştan sona siyasi ve ideolojik argümanlar kullandı.
Mesleki değil siyasi konuşma yapan makina mühendisi Ezgi Kılıç, Gezi kalkışması gibi yargı konusu olan politik meseleler üzerinden tepki çeken mesajlar verdi. Konuşmasında adeta ideolojik brifing veren Ezgi Kılıç yargının siyasallaştığını, ekonomik krizin derinleştiğini ve kamusal denetimsizliğin felaketlere yol açtığını savundu. AK Parti iktidarının politikalarını ağır dille eleştiren Ezgi Kılıç, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasını ve kadına yönelik şiddeti gündeme getirerek Gezi Parkı kalkışmasına geniş yer ayırdı.
Gezi Parkı kalkışmasını "ülkenin en masum ve meşru halk hareketi" olarak nitelendirerek suçu ve suçluyu öven Kılıç, Gezi davasından tutuklu bulunan Tayfun Kahraman ve Can Atalay'ın masum olduğunu iddia ederek destek mesajı verdi.
Konuşmasının devamında hükümetin Suriye politikasını hedef alan Kılıç, iktidarı "emperyalizmin planları doğrultusunda cihatçı çetelerle işbirliği yapmakla" suçlamaya kalktı.
Ezgi Kılıç Makina Mühendisleri Odası (MMO) İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu seçimleri öncesi kürsüden şunları söyledi:

"Siyasal sürece baktığımızda adaletin sistematik bir şekilde tasfiye edildiği, yargının siyasallaştırıldığı, ekonomik krizin ve yoksulluğun derinleştiği, Trump'ın sermaye dostu Orta Doğu tasarımının tüm dünyayı etkilediği, kamusal denetimsizlik ve takipsizliğin yol açtığı felaketlerde, orman yangınlarında ve iş cinayetlerinde yüzlerce insanın hayatını kaybettiği, kadınların erkek şiddetini bedenlerinde ve ruhlarında yaşadığı, gençlerin hayallerini yurt dışında aradığı, bir çocuktan çete üyesi, katil yaratılan bir dizi olayın gerçekleştiği ülkemizde meslektaşlarımızın sorunlarını ve mesleğimizin geleceğini bu gündemlerden bağımsız değerlendirmek imkansız. Bunu çok iyi biliyoruz.
2025 yılında gerçekleştirmiş olduğumuz Türkiye'de Yaşayan Mühendisler Araştırması bize gösteriyor ki... Mücadelesiyle kazandığımız İstanbul Sözleşmesi'nden tek kalemle vazgeçen iktidar ve onun cinsiyetçi politikalarıdır.
Üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen ülkemizin en kitlesel, en yaratıcı, en masum, en meşru halk hareketi olan Gezi Direnişi'ne ve o direnişin parçası olmuş arkadaşlarımızı karalamaya yönelik girişimler hala devam ediyor. Buradan bir kez daha ifade etmek isterim ki Şehir Plancıları Odası Onur Kurulu Üyesi Tayfun Kahraman ve Mimarlar Odamızın hukuk danışmanı Can Atalay'ın da aralarında bulunduğu Gezi tutukluları toplum vicdanında ve tarih önünde tertemiz ve masumdur.
Gezi'de kaybettiğimiz tüm yurttaşlarımızı buradan anarken anılarını ve mücadelelerini yaşatacağız. Sözümüz olsun, baskıcı rejime karşı çıkmak üzere 19 Mart'ta Beyazıt'ta sokaklara dökülen üniversite öğrencilerinin umudunu yaşatacağız.
Diplomalar, reçeteler veriliyor. İnsanların bir gecede mühendis, doktor, avukat olduğunu öğreniyoruz. Belediye başkanları, diplomatlar, gazeteciler, şarkıcılar, dansçılar gözaltına alınıyor. Bu ülkede sadece güldüğü için insanlara soruşturma açılıyor.
Bir yılı aşkın bir süredir barıştan söz ediyorlar. Hukukun, adaletin, demokrasinin olmadığı, mahkeme kararlarının uygulanmadığı bir yerde, insanların şeriata karşı laiklik pankartı astıkları için gözaltına alındığı bir ülkede; emperyalizmin Suriye planının bir parçası olarak cihatçı çetelerle birlikte iş birliği kuran ve oradaki masum halkı katledenlerle birlikte olan bir iktidarla yan yana olarak barıştan söz edilemez."
Kılıç'ın meslek odası genel kurulunda teknik ve mesleki konulardan tamamen uzaklaşarak yaptığı siyasi propaganda, Genel Kurul sonuç bildirgesinde de sürdürüldü.
Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Olağan Genel Kurulu sonuç bildirgesi metninde "32 bin 595 üyesi, 3 bin 17 öğrenci üyesi, 8 ilçe temsilciliği, komisyonları ve çalışanlarıyla örgütlü olan şubemiz AKP iktidarının emek, demokrasi ve kamu yararı karşıtı politikalarına karşı mücadeleyi yükseltecektir" ifadeleri yer aldı.
Meslek örgütü yerine 'siyasi parti il başkanlığı' gibi yönetildiği keskin ideolojik beyanatlara yansıyan Makina Mühendisleri Odası gibi bütün meslek teşkilatı seçim sisteminin yenilenmesi bekleniyor.
Küçük azınlık grupların, sandığa gitmeyen çoğunluk üzerinde tahakküm kurabildiği sistem yerine, dijital çağın gerekliliklerine uygun şekilde, katılımı artıracak elektronik oylama sistemine geçilmesi bekleniyor.
Özellikle meslek odası seçimlerinde elektronik oy sistemine geçilmesinin katılımı artıracağı ve bu sayede mevcut statükonun demokratik biçimde kırılacağı değerlendiriliyor.